“Seninle yaşamak istemiyorum, ayrılacağım” diyene kal desen ne yazar. Beni istemeyeni ben hiç istemiyorum. Çoktan gözden çıkardım her şeyi. Şunun şuarsında dünyanın batmasına ne kaldı. Varsın Kürtlerin de bir devleti olsun diyeceğim ama bağımsız bir Kürdistan kimsenin hayrına değil.
Önce aşiretler birbirini yiyecek, sonra Irak, Suriye, İran Kürtleri senelerce savaşacak. Sonra bir diktatörleri olacak, İsrail’in Amerika’nın yada Rusya’nın kuklası olarak ayakta kalmaya çalışacaklar. Demokrasiye geçmeleri yüzyıllar sürecek. Daha Türkiye tam demokrasiye geçemedi ki, kolay mı öyle!
Yüzyıllar süren kaos ve huzursuzluk bölgeyi altüst edecek. Oysa Türkiye zaten Kürtlerin de devleti. Bunu anlamak istemiyorlar, kıymetini bilmiyorlar. İşte milliyetçilik böyle bir hastalık. Mantıktan yoksun ve ölümüne inat.
Yerel seçimlerde Diyarbakırlılar “Aç kalırız gene de Osman Baydemir’e oy veririz” dediler. Baydemir’in Diyarbakır’a tek bir kalıcı hizmeti yok. AKP adayının muhteşem projeleri vardı, dinlemediler bile. Kimse bana Kürt sorununun temeli fakirlik edebiyatı yapmasın. Kürt milliyetçiliği faşizme kayıyor. Kendilerini de, ülkemizi de perişan edecek bir sürece kilitlenmiş durumdalar. Akılsızlık işte.
Fakirlik mi? Aşiret düğünlerinde takılan altınları el arabasıyla taşıyorlar. Üç gün üç gece düğün, bir ton pirinç pilavı, 50 kurban.Ama zengin olan aşiret reisi, halk fakir diye atlamayın hemen. Madem öyle, PKK önce aşiretlere isyan etsin, devlete değil. Bacısını töre diye Dicle’ye , Fırat’a atan ilkel kafaya meydan okusun.
YUSUF ÜNAL