Barometre
     
SON DK
SON DK
Arif TEKELİ 12 Temmuz 2010 Pazartesi

Neden bu kadar komünistiz?

Soğuk savaş döneminde batı bloğunun en önemli ülkelerinden biri olan, NATO ittifakının en güçlü ortaklarından biri olan...

Daha saymakla bitmeyecek kadar komünizm karşıtı organizasyona üye olan, etkin olan Türkiye’nin bizzat kendisinin bu kadar komünist olduğunu görmek, daha doğru bir ifadeyle bu kadar komünist olduğunu zamanla tanımak benim için çok acı oldu. Komünizm de bir ideolojidir, onun da aklı başında savunucuları vardır, onun da belki çıkış amacı insanlığın ortak iyiliğidir falan denilinebilir, nitekim doğrudur da. Fakat uygulamasında hayatı zindan eden bu yaşam tarzı bizim devletimizin bizzat kendi vatandaşlarına reva gördüğü hayat tarzı haline gelmiş.

Örnek vermek işin en kolayı; Geçtiğimiz hafta ABANT PLATFORMU vardı. Tartışılan konu VESAYET VE DEMOKRASİ. Ülkede vesayet var bu açık ve bu vesayet dünyanın en tutucu vesayeti. Askeri vesayet de var bunun içinde sivil bürokratik vesayet de kurucu ideoloji vesayeti de, ittihatçı vesayet de Kemalist vesayet de, saymakla bitmez. Bu vesayetlerin ortak özelliği; son derece tutucu, despotik, tanımaya, anlamaya çalışmayan kişi ve kurumlarca sürdürülüyor olması.

Kendinden başkasını öteki olarak bile görmeyen direk yok sayan ve toplumun varlık amacının bu kendi statükoları doğrultusunda çalışmak olduğunu düşünen insanlar ve kurumlar topluluğu egemen devletimizin etkin yerlerinde. Bu da bal gibi komünizmdir. Kim ne kadar karşı olursa olsun bu ülke bana göre ne yazık ki, ama o seçkinlere göre ise (her ne kadar düzenin değişeceğinden korku duyarlarsa duysunlar) ne hoş ki böyle bir ülke. Suçu devlete atıp kendimi ve kendim gibi sivilleri yani halkı, milleti temize mi çıkaracağım hayır ne yazık ki toplumumuz da bir o kadar komünist. Küfür ederken küfrün içinde Ermeni, Yunan, Kızılbaş, hatta Komünist, Liboş, cemaatçi, nurcu vb bulunduran, Kürt dediğinde PKK’lı yaftasını vuran, Konya deyince yobaz diyen, İzmir deyince akla ilk gavur gelen, bir dil ve literatüre bile sahibiz. Bu üzücü gerçekleri söyledim diye bana büyük ihtimalle hain diyeni de ekleyebiliriz.

Hoşgörü denilen şeyi bu günlerde arayıp bulmak çok zorlaştı. Daha iki gün önce ilçeme şehit geldi diğer taraftan bakacak olursak orda da bunların zerresini bulmak çok güç. Ermenistan’da ya da Yunanistan’da her şey güllük gülistanlık mı sanıyorsunuz sizi temin ederim bizden fazlaları vardır eksikleri yoktur bu hoşgörüsüzlük konusunda. Aslında bu ne yazık ki dünyamızın ciddi bir sorunu. Komünistlik konusuna baktığımızda ülkenin tek başına iktidara gelen hükümeti özelleştirme yaptığında herkes tek bir ağızdan mallarımız GAVURLARA veya ARAPLARA satılıyor diye bağırıyoruz ‘‘İSRAİL’ e topraklarımız satılıyor’’ sloganını da unutmayalım. İşte en son ki tekel işçileri örneği vay be o kadar komünistiz ki hükümet deviriyorduk ‘‘az komünistsin sen’’ diye az daha. Allahtan ki güçlü durdular da biz komünist devlet ve millete rağmen iktidarlarını korudular.

Yabancıdan korkan içeriye saklanmış kapanmış bir toplum haline gelmek beni korkutuyor. Bizim aslımız bu değil bizim aslımızda hoşgörü de var yabancıyla kardeşlikte var değişik etnisitelerle milletlerle millet olabilmek de var. Bu komünistlere tavsiyem TARİH OKUSUNLAR. AB hedefindeki beklide en büyük sorunlardan biri olan PATRİKHANE’NİN Ruhban Okulu açması meselesi o tarih dediğimiz zaman diliminde yoktu çünkü büyük hasret duyduğumuz hoşgörü o gün vardı. Hatta o patriğe sadece patrik değil EKÜMENİK diyorduk o malum tarihte. Ermeniler paşa, bakan oluyordu, Yunanlarda hakeza öyle. Araplarda bugünkü kadar nefret edilesi insanlar değildi o tarih denilen dönemde. Hele Kürtler can ciğer kuzu sarması. Dindar insanların özgürlük sorunu mu? Akla bile gelmez o dönemde.

Başörtüsü diye sorun mu olur. Ama bugün bırakın Ruhban Okulunu, İmam Hatip açmak bile sorun. Açarsında oradan istediğin fakülteye giremezsin. Neyse toparlayacak olursak şu komünist, tektipci, ötekinin yok sayıldığı zihniyetten çıkıp ivedilikle liberal erdeme kavuşmalıyız. Liberal erdemden kastım çok basit hepimizin kelime anlamını bildiği HOŞGÖRÜ. Necip fazılın dizeleriyle bitireyim yazımı:

Zaman, korkunç daire; ilk ve son nokta nerde?
Bazı geriden gelen, yüz bin devir ilerde!
Ve sonra kelimeler; kutlu, mutlu, ulusal.
Mavalları bastırdı devrim isimli masal.

Arif TEKELİ

Makalenin yorumları ---
Yorum Yap
Ad, Soyad veya Rumuz
E-Posta (Kesinlikle yayınlanmayacaktır)
 
ByAbbA Doğrulama Kodu
Yukarıdaki Kodu Girin

 
Google - Reklamları
İnteraktif Menü
Sıcak Tartışma
Barometre Gösteriyor
LDP Resmi Site
     
Hızlı Yukarı
© 2009 Barometre
Bu site bir NET HOLDİNG iştirakıdır.
Hızlı Yukarı