Bir futbol terörü vuvuzela
Dünya Kupası, dünyanın en görkemli futbol organizasyonudur. Gerek yerinde izlemek, gerekse ekran karşısında oturmak, futbol tarhinin en muhteşem anlarına tanıklık etmek, her futbol sever için ayrı bir hazdır.
Fifa, yıllardır takındığı tutuma paralel olarak, kupanın yapıldığı ülkenin yerel dokusunu aynen maçlara yansıtmasını kararlaştırdı. Amaç futbolun evrenselliğini gittiği her ülkede koruyabileceğini ve futbolun her kültüre entegre edilebileceğini bir kez daha kanıtlamaktı. Ancak işler planlandığı gibi yürümedi...
80 yıllık Dünya Kupası tarihinin en vahim olan versiyonunu izliyoruz hep beraber. Daha önce de güvenlik sorunlarıyla, organizasyon bozukluklarıyla karşılaşmıştık ancak hiç biri futbola bu kadar zarar vermemişti.
Bisiklet kornasıyla spastikliğin kırması olarak türeyen bir alet “Vuvuzela”. Aklını yitirmiş bir müzisyenin bisikletinin kornasını alıp üzerine oturmasıyla pardon onu bir müzik aletine dönüştürme çabasıyla ortaya çıkmış. 1970’lerde plastikten yapılan vesiyonunun seri halde üretime geçilmesiyle de insanların evlerindeki yerini almış.
Öncelikle şunu kavramak gerekiyor. Kara kıtanın yerel çalgısı “vuvuzela” değildir. Vuvuzela, bir çalgı da değildir. İlla ki yerel bir motifi kupanın atmosferine dahil etmek istiyorsanız, bin yıldır kıtanın her yerinde çalınan bir çalgı var; tumba... Hani şu insan yeme ritüellerinde kullanılan, çalana tanrısal bir güç getirdiğine inanılan ve organize bir halde çalınınca muhteşem bir harmoniye dönüşen alet.
Düşünsenize tribünde birlikte hareket eden, maçın temposuna göre kendi ritmini bulan binlerce tumba... Muhteşem bir görsellik sunmazlar mıydı?
Bir diğer açıdan da yıllarca geri kaldığını ileri süren, dünyanın geri kalanının kendilerini dışladığını ifade eden bir millet, onlara sunulan bu nimeti katletmek için şuursuzca üflüyorlar ve seyir zevkimizin içine ediyorlar. Acaba bu kafayla gittikleri için mi kara kıta hep “kara” olarak kaldı?
Futbolu yazmaya yarın başlayacağım. İlk günün maçlarından sonra aklımda sahaya dair hiç bir şey kalmadı. Tribün tepkisini dinlemek isterken elimde bir Sheltox’la odanın içinde koşuşturma isteği topa odaklanmamı engelledi. Tribün tepkisinden vazgeçip “mute” olarak izleyeceğim maçları ve böylece ilk kez bir dünya kupasını sadece “dünya kupası” olduğu için takip edeceğim.
Doyurucu ve seyir zevki yüksek maçlar izlemek temennisi ile...
Fırat SARIÇİMEN