Bir insan düşünün, özgür bir kimliğe sahip olduğu için kendisinin içinde bulunduğu durumlarla ilgili olarak karar verme yetkisini ve seçme hakkını kendinde bulundurur. Şimdi de bir birey (bir rey- yani yalnızca bir oy olarak görülen) düşünün, kendi içinde bulunduğu durumlarla ilgili karar verme yetkisi elinden alınmış, çeşitli kesimlerin ve yöneticilerin dayatmaları doğrultusunda sömürülerek yaşayan ölüleri…
Günümüz Dünyasında insanı sadece birey olarak gören, çeşitli yetkilendirmeler sonucunda bulunduğu makamın gücünü kullanarak insanları sömüren insanlık düşmanları had safhada. Amaç yeter ki para kazanmak olsun, cebi doldurmak, yedi sülaleye kadar yetecek servet elde etmek için çakallık yapmak olsun her türlü takla atılır ve attırılır. Her türlü argüman, ideoloji veya din itina ile kullanılır. Nitekim çevremize baktığımızda biri Atatürk diye bizi sömürürken, diğeri Allah diyerek sömürü yapıyor. Hadi Atatürk diyerek kandıranları anlarımda, Allah diye kandıranları hiç anlayamıyorum. Çünkü bu dünyada insanları Allah diye kandıranların varacakları son yerleri Allah’ın yanı olacak. O yüzden dünyanın en aptal adamları Allah ile kandıranlardır; diyerek Adnan Oktar ve Cübbeli Ahmet gibilere göndermemi yaptıktan sonra gelelim Belediyelerin nikah yolsuzluğuna.
En mutlu gününüz için Belediyenize gidip nikah gününüzü aldınız ve nikahınız kıyılması sırasında o güne özel kamera ve fotoğraf çekimi yaptırmak istiyorsunuz yada salonu süsletmek, kokteyl vermek için bir firma ile anlaşmayı düşünüyorsunuz. Bu sizin en doğal hakkınız çünkü siz insansınız ve böyle günlerde seçimlerinizi kendiniz yapmalısınız. O gün arkadaşlarınız gelecek onlar sizin resimlerinizi ve videolarınızı çekecek öyle değil mi???
DEĞİL...
Çünkü siz her ne kadar ben insanım bu benim en özel günüm ve ben kiminle çalışmak istiyorsam onunla çalışırım diyemiyorsunuz. Evet diyemiyorsunuz, belediyeler yandaşlarıyla veya en çok parayı veren firmalar ile anlaşmışlar ve siz o salonda yalnızca o şirketlerle çalışmak zorundasınız. Çünkü belediyeciler nikahlanacak çiftleri bir rey olarak görüyorlar, onların en mutlu günlerinden istifade ederek nikah salonlarında adeta kapitalist bir terör estirerek sömürünün kralını yapıyorlar. Nikah salonunda fotoğraf veya video çekmeye çalışanların başına adam dikip, yasak yasak diye milletin huzurunu kaçırıyorlar .Bu düpedüz alçaklıktır, kahpeliktir. Orada ağzını burnunu kırmanız gereken o belediye köpeklerine ses çıkaramıyorsunuz çünkü arkadaşınızın en güzel gününü mahvetmekten imtina ediyorsunuz. Damatsınız ve arkadaşlarınız sizin fotoğraflarınızı çekemiyor, profesyonel kameraman arkadaşlarınız, profesyonel kameranız var ama faydalandırılmıyorsunuz. Kalkıp belediyenin salonunu dağıtmak istiyorsunuz, başlarına yıkmak istiyorsunuz o salonu, ben insanım ulan şerefsizler, ben istediğim kişiyle çalışmak istiyorum, sizin peşkeş çektiğiniz kazıkçılarla çalışmak istemiyorum. Senin fotoğrafçında nikkon D 70 var, bende nikkon D90, senin adamında dandik küçük sony kamera var, bende digital betacam kamera. Ben o dandik kamera çekimine niye 300-400 TL vereyim, poz başına niye 6 TL vereyim, ben enayi miyim ulan? Diye ortalığı karıştırıp en güzel gününüzü mahvetmek istemiyorsunuz.
Ama şu bir gerçek ki buna soygunculuk denir. Buna adam sömürmek denir. Özellikle Küçükçekmece Belediyesi bu konuda başı çekiyor. Resmen her fotoğraf makinesi veya kameranın başına adam dikiyor, illa onlara çekim yaptıracaksınız yoksa size ve davetlilerinize huzur yok. İnsanlık adına utanç verici bir durum. Bir insan olarak bunlardan utanıyorum. İnsanları birey olarak gören bu belediyecilik anlayışı yere batsın. Bari insanları şu en güzel günlerinde rahat bırakın be, evlenecek insana para lazımken, onlar o insanları soyma peşinde. Yazıklar olsun size.
Ali KANGAL