Oldu mu şimdi ?
Cambaz... Elinde uzunca bir sopa, her yalpaladığında kesin düştü, iki adım düzgün attığında geçti, bitti.
Cambaz... Elinde uzunca bir sopa, her yalpaladığında kesin düştü, iki adım düzgün attığında geçti, bitti. Şayet Rıza Hoca, Yılmaz Hoca kadar “yürekli” olsaydı Galatasaray bir üç puan da Es-Es deplasmanından çıkartırdı.
Yerlere göklere koyamadık son bir haftadır Galatasaray’ı. Başta ben olmak üzere, bütün Galatasaraylı taraftarlar gerek sonuçtan gerekse skordan gayet memnunduk. Zannettik ki bu seramoni ilelebet sürecek. Ancak Bando Es-Es çok güzel cevap verdi bize.
Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki Eskişehir, taraftar potansiyeli açısından muhteşem. Bir futbolsever, takımı adına ne kadar güzel şey yapabilirse onu yapıyorlar. Küfür etmiyorlar, sahaya saldırmıyolar, takımlarını (her ne kadar istisnalar olsa da) desteklemekten vazgeçmiyorlar ve en önemlisi iç saha maçlarında takımlarını yalnız bırakmıyorlar.
Gelelim maça...
Kasımpaşa karşısında alınan 4 gollü galibiyet Galatasaraylı futbolcular üzerinde gereğinden fazla bir rehavet yaratmış, bu açık. Özellikle ilk yarıda, hücum organizasyonu adına tek bir olumlu hareket izlemedim. Birkaç tane bireysel yetenekten doğan pozisyon dışında elle tutulur hiç bir organizyon yoktu sahada. İlk yarının sonu ve ikinci yarının başında Eskişehir’in arka arkaya bulduğu goller sonrası Galatasaray iyice şuursuz ataklar geliştirmeye başladı. Ve böylece tabloda tek kale gözüken ancak topun, ceza alanı içinde neredeyse 2 dakika kaldığı bir ikinci yarı oldu.
Her futbolcunun ve dolayısıyla her takımın ortalama bir standartı tutturmasını savunurum her zaman. Bir hafta şiir gibi top oynayıp, ertesi hafta üç pas yapamayan anlayıştan nefret ederim ve ne yazık ki işte tam böyle bir kompozisyon oluşturdu Galatasaray Kasımpaşa ve Eskişehir maçlarında. Dolayısıyla Es-Es galibiyeti daha fazla haketti ve kazandı.
Maçın hakemi için bir parantez açmak istiyorum. Genellikle damarıma basılmadığı takdirde hakem için eleştirilerde bulunmam. Ancak ilk yarıda iki tane net pozisyon vardı ki gerçekten maçın seyrini değiştirdi. İlk pozisyon Galatasaray’ın atağında ceza yayının üzerinde Koray topu göstere göstere elle kesti. Bu pozisyonun hakkı bir sarı karttır ve bundan doğacak serbest vuruş da oldukça tehlikeli olacaktır.
İkinci pozisyon ise tam aksi yönde, Galatasaray ceza yayı civarında meydana geldi ve ne tesadüftür ki bir önceki pozisyonda kendi kalesini “eli” ile koruyan Koray, bu sefer “buz” gibi bir pozisyon sonrası hafif bir manşet ile topu önüne aldı ve golünü attı.
Hakemlerin art niyetli olduklarını düşünmüyorum. Düşündüğüm şey çok daha vahim, formsuzlar... Pozisyonu kovalayacak, pozisyondan önce pozisyonun olduğu yerde olacak ve karar verecek kadar kondisyonları yok.
Adnan Sezgin hafta içi, görevdaşı “Nihat Özdemir” gibi çıkıp hakemlere sallarsa hiç şaşırmam, sürpriz olmaz.
Fırat SARIÇİMEN
|
|
|