Barometre
     
SON DK
SON DK
Sarp DİRİCAN 09 Mart 2010 Salı

Ben demedim o dedi

Geçen yazımın sonunu karamsar bitirmiştim. Başbakan’ın opurtunist ve antidemokratik zihniyetini eleştirmiştim ve bu memleket geleceğe doğru adım atamaz demiştim. Daha ağzımızdan çıkan tükürük kurumadan Başbakan bizi haklı çıkarmaya başladı.

Geçen yazımın sonunu karamsar bitirmiştim. Başbakan’ın opurtunist ve antidemokratik zihniyetini eleştirmiştim ve bu memleket geleceğe doğru adım atamaz demiştim. Daha ağzımızdan çıkan tükürük kurumadan Başbakan bizi haklı çıkarmaya başladı.

Ne demiş ? Ne demiş ? Patronlar, bozguncu (döndük 70’lere) köşe yazarlarını işten atsın demiş. Canım patronu uyarmaya ne gerek var. Aç genel yayın müdürüne bir telefon, atıversin yazarını.. Misal, buraların en bozguncusu Sarp Dirican mı ? Aç Yusuf Ünal’a bir telefon, Sarp’ın kıçına tekmeyi basıversin... (Gerçi Yusuf Ünal da bozguncudur, hiç arayıp da yüz göz olma !) Yani Türkiye’yi karıştırın, sebzeli çorbaya çevirin, biz yazınca bütün suç bizim olsun. Ne derdi rahmetli Çakır Abimiz ? Ne güzel İstanbul beeee...
İşin şakası bir yana, Türkiye’de köşe yazmak iyice zorlaşmaya başladı. Ya Leonard Cohen gibi kısık sesle suya sabuna dokunmayan yazılar yazacaksın ya da bağırıyorsan bile, muhalefet, asker, doğan medya, yargıyı filan eleştireceksin ki bağırman onaylansın.
Mesela, Gazeteciliğin, yazarlığın zorlaştığı ülkelerden biri olan Rusya’da gazeteciler otel odalarında ölü bulunuyor ya da muhalif tv kanalları kapanıyor. Fakat Rusya’nın demokratikleşiyorum, normalleşiyorum, AB’ye giriyorum, gül dudaktan öpüyorum gibi iddiaları yok ki ! Eleştirsen bile normal karşılayabilirsin...
Ama Türkiye bütün bu iddiaların sahipleri tarafından yönetilmiyor mu ?
E o zaman..ııı..şey...lahana turşulu atasözü değil de öteki neydi...

BEŞİKTAŞ’IN GERÇEĞİ

Duydum ki Beşiktaş için gelecek sezon oynamak üzere Robinholar Sercanlar şunlar bunlar düşünülüyormuş. Hemen ürperdim. Aklıma 2004, 2005 yılları geldi nedense.
Hani Carew’li, Ailton’lu, Kleberson’lu yıllar... (FB ve GS’nin pörsümüş eskileri filan, ıyyy)
Hani Beşiktaş’ın hüsranla biten yılları...
Beşiktaş’ın en önemli özelliği mütevazi, mücadeleci, sahada devleşen özel hayatında gözükmeyen futbolcu grubundan oluşan takımlarla başarıya ulaşabilmesidir.
Bu bir kulüp kültürüdür. Beğen veya beğenme bu bir realitedir.
Beşiktaş asla tek bir yıldızın veya bir iki yıldızın sürükleyebileceği bir kulüp değildir.
Beşiktaş en sevilen oyuncusunu bir kalemde harcamış bir camiadır. Hiç bir futbolcu davranışıyla ya da başka bir sebeple camianın üstüne çıkmaya yeltenmemelidir. Yeltenme potansiyeli olan futbolcu kulübün kapısından sokulmamalıdır ! (Hemen aklınıza Sergen ve Nouma gelebilir, iyi de bu ikisi Beşiktaş’ta kaç sezon oynayabildiler ki ?)
Metin Ali Feyyaz’lı yılları hatırlayın. Beşiktaş yönetimi ne zaman ki soğuk savaş artığı Yugoslavları ve sürprizli Alman – İngilizleri almayı bıraktı ve forma için oynayan, altyapıdan gelen evlatlarına %100 yöneldi, şampiyonluklar peşpeşe geldi ve Beşiktaş 90’lı yılların başında hegamonya kurdu.
Açıkçası, aman beyler, biz Toraman, Ekrem, İ. Köybaşı, Üzülmez filan gayet mutlu mesutuz...
Bizim huzurumuzu bozmayın. Anlaştık mı ?

SANDRA BULLOCK EFSANESİ

Bu kadını tanıdığımda ilkokuldaydım, yanlış hatırlamıyorsam... Durmaması gereken bir otobüsü kullanırken bile duru seksapalitesi her yerine işlemişti. Duru seksapalite nedir diyeceksiniz ? Bu kadına dikkatlice bakın anlarsınız. O öyle büyük bir oyuncudur ki üstüne giydiği her rolü ruhunun zerresine kadar işler. Bazen şuh bir sevgili bazen fedakar bir anne bazen tehlikeler içinde bir polis... Çok klişeleştim, farkındayım. Fakat bu yazının asıl sebebi bunlar değil. Geçen günlerde internette fotoğraflarını gördüm. En kötü oyuncu seçilerek altın ahududu ödülüne layık ! görülmüştü. Fakat, siz kim olursunuz da bana böyle bir ödülü verirsiniz ifadesi yoktu yüzünde. Aksine kendisine takdim edilen bu utanç şiltini bile büyük bir gururla aldı. Aklıma hemen bizimkiler geldi. Hani Altın Portakal yarışmasında ödül alamayınca bir tek saş saça baş başa kavgaları eksik olan bizim oyuncular var ya, onlar geldi aklıma...
Böyle bir yarışma Türkiye’de yapılsa neler olur hayal bile edemiyorum. Düşünün Sandra Bullock gibi dev bir oyuncu hem de Oskar’ı kazanmasından bir kaç gün önce Altın Ahududu ödülünü tebessümle karşılayabiliyor. Sandra Bullock’a özellikle Göl Evindeki performansından sonra işte iyi oyuncu filan demiştim, şimdi değiştiriyorum: Sen bir efsanesin Washington Lee High School’un en çirkin ponpon kızı...

Makalenin yorumları ---
Yorum Yap
Ad, Soyad veya Rumuz
E-Posta (Kesinlikle yayınlanmayacaktır)
 
ByAbbA Doğrulama Kodu
Yukarıdaki Kodu Girin

 
Google - Reklamları
İnteraktif Menü
Sıcak Tartışma
Barometre Gösteriyor
LDP Resmi Site
     
Hızlı Yukarı
© 2009 Barometre
Bu site bir NET HOLDİNG iştirakıdır.
Hızlı Yukarı