Bembeyaz karların arasında kamaşan gözlerim, ağaçların arasından
süzülen kar tanelerine gülümsüyor. Nereye baksam bembeyaz, şehrin
sokakları tertemiz olmuş.
Bembeyaz karların arasında kamaşan gözlerim, ağaçların arasından süzülen kar tanelerine gülümsüyor. Nereye baksam bembeyaz, şehrin sokakları tertemiz olmuş. Caddelerin arasında koşuşturup, kaymaya çalışan, kartopu oynayan mutlu çocuklar, karı görünce çocuklaşan gençler. Gençler kardan adam yapıyorlar. Adettir kardan adam yapıldıktan sonra yıkılır ama şimdi onunla fotoğraflar çektiriliyor, malum o da starlar gibi az görünüyor artık. Kardan adamı görünce içimden şu cümle geçti: kardan adam olur da bizim memleketten adam olur mu acep?... Yıl 2010 biz hala darbe planlarını konuşuyoruz…Eğitim, sağlık, ekonomi ve dünya ülkelerinin geçiş yaptığı ve bizim ablak ablak bakmaya devam ettiğimiz nanoteknoloji, açlık sınırının altında yaşayan insanlarımız, ev kirası ödemek için çalışan babalar, çalışmaya çalışan veya mecburi istikamet kendisiyle alakasız işlerde karın tokluğuna çalıştırılan umutsuz gençler…
İşte bir çocuk daha yerinden kalkamadan, arkadaşları tarafından atılan kar toplarına tutuldu; sendeliyor zavallı ama gülümsemeyi de ihmal etmiyor. Çocuklar karı çok seviyorlar, belki de şehrin kirlerini örten karın o bembeyaz tanelerinde kendi yüreklerinde ki saflık ve temizlikle ortak bir nokta buluyorlardır ki haklılar… Bu ülkeyi ancak çocuklar gibi safça seven kişiler kurtaracaktır. Yoksa anavatanımız diye bağrında gururla yaşadığımız topraklarda anamızı kafese alıp ardından da balyozu kafasına vurup bizleri yok etmeye çalışanlardan asla kurtulamayacağız. Şeytan diyor ki ananı da al çek git… Bu ülkeye çocuklar lazım, vatanını çocukça seven adamlar lazım.
Kar taneleri arasında yemeğini arayan serçeler, aman Allah’ım ne güzeller… Bir ağaçtan diğerine uçuyorlar, onlar da çocuklar gibi gayet mutlu görünüyorlar ama biraz telaşlılar, sanırım kendileri ve yavruları için yiyecek bulmak zorundalar. Fakat telaşla sağa sola koşturanlar yalnız minik serçeler değiller. Karınlarını doyurmak için karların arasında dolanan yalnızca onlar değil. Bu ülkenin yoksul aileleri yani üvey evlatları… İşte bir tanesi önümden geçiyor telaşla, mağrur bir şekilde üzerinde eski bir mantoyla ve yazlık bir ayakkabı ile kim bilir nereye gidiyor? Evde çocuklar açtır, sobada yanmıyordur, bir çaresi de var mı bilinmez?... Param da yok ki kendisiyle paylaşayım…
Karda yürümenin tadı bir başkadır, hazır şehrin sokaklarında kar bulmuşken yürüyorum bende. Her adımda bir ses duyuyorum: kürt, kürt… Kar bana yaramadı anlaşılan, gayb dan sesler mi duyuyorum ne? ne oluyor bana? derken, sesin arkamdan, ayaklarımdan geldiğini fark edip rahatlıyorum. Doğal olarak karda yürüdüğüm için her adımda botumdan kart, kurt diye bir ses çıkıyor ve o ses beynimde kürt ismine dönüşüyor. Adımlarım bile karın üstünde demokratik açılıma hizmet ediyor, kart, kurt… Kürt ismi buradan geliyormuş öyle diyorlar… Öyle ki yalnız ben mi? demokratik açılıma karşı çıkanlarda dahil karda kart, kurt sesi çıkararak yürüyen herkes açılıma hizmet ediyor.
Kar geldi ve temizledi şehri, bembeyaz yaptı her yeri, dayanamadım, bugün aldım başımı karların arasında yürüdüm. Yolculuğun sonunda evime vardığımda dudaklarımdan şu cümleler döküldü: bir an önce bütün balyozların üzerine de kar yağsın ve kafeslerden kurtulalım, ne olur ahmaklık yapmayalım, gelin çocuklaşalım artık…
Ali KANGAL